Bu,' diye düşündü Alice, 'hiçbir şeyin adının olmadığı koru olmalı. Oraya gidersem, acaba benim adıma ne olacak. Adsız kalmak hiç de hoşuma gitmez...çünkü o zaman bana başka bir isim vermek zorunda ka...
Bir de burası bu kadar ıssız olmasa!' dedi Alice hüzünlü bir ses tonuyla; yalnızlığı aklına gelir gelmez de kocaman iki damla gözyaşı yanaklarından aşağı süzülmeye başladı.'Ah, yapma böyle!' diye çığl...
Yeniden karşılaşsak bile, seni tanıyamam,' diye karşılık verdi Yumurta Adam hoşnutsuz bir ses tonuyla, tokalaşmak üzere parmaklarından birini uzatarak. 'Sen de tıpkı diğer insanlar gibisin,' dedi.'İns...
Baş aşağıyken nasıl böyle rahat konuşabiliyorsunuz?' diye sordu Alice, bu sırada ayaklarından onu çekip, kenardaki yığının üzerine uzattı.Şövalye bu soru karşısında çok şaşırmıştı. 'Bedenimin nerede o...
Alice thought to herself I don't see how he can ever finish, if he doesn't begin.
Kral'ın başında püsküllü kırmızı uzun bir külah vardı; perperişan bir yığın gibi çöküp kalmıştı; yüksek sesle horlayıp duruyordu; Tumbadız'ın deyimiyle neredeyse gırtlağı çatlayacaktı.Çok ince ve düşü...
Do you mean that you think you can find out the answer to it? said the March Hare.Exactly so, said Alice.Then you should say what you mean, the March Hare went on.I do, Alice hastily replied; at least...