Lewis Carrol Quote

Bu,' diye düşündü Alice, 'hiçbir şeyin adının olmadığı koru olmalı. Oraya gidersem, acaba benim adıma ne olacak. Adsız kalmak hiç de hoşuma gitmez...çünkü o zaman bana başka bir isim vermek zorunda kalacaklar, bu da hiç kuşku yok ki çirkin bir ad olacak. Ama o zaman da eski adımı alan yaratığı bulmaya çalışırken ne eğlenirim doğrusu! Bu, insanların köpeklerini kaybettiklerinde verdikleri ilanlar gibi bir şey...Fırla* diye adıyla çağırdığınız anda hemen tepki verir, pirinçten tasması var...Biri karşılık verinceye değin karşınıza çıkan her şeye *Alice diye seslendiğinizi bir hayal edin! Ama akılları varsa buna karşılık vermezler!'Böyle dolaşıp durduğu sırada birde baktı ki koruya varmış; pek serin ve gölgeli bir yerdi burası. 'Neyse, yine de bu da bir teselli,' dedi Alice ağaçların altına girdiği anda, 'bu kadar sıcaktan bunaldıktan sonra, bu şeyin, şeyin altına girmek...neyin?' diye devam etti, o sözcüğün bir türlü aklına gelmemesinin verdiği şaşkınlıkla . 'Yani demek istiyorum ki, bu şeyin altına...şunun altına, hani işte şu!' dedi elini ağacın gövdesine değdirerek. 'Acaba bu kendine ne ad takmıştır? Hiçbir adı olmadığından eminim...Yok canım, kesinlikle yoktur!'Düşüncelere dalarak bir dakika öylece sessiz kaldı; sonra birden yeniden başladı. 'İşte şimdi gerçekten başıma geldi! Şimdi kimim ben? Elimden gelse hatırlayacağım! Kararlıyım, anımsayacağım!' Ne ki, kararlı olmasının ona çok da bir faydası olmamıştı, büyük bir şaşkınlıktan sonra tek söyleyebildiği, 'L, biliyorum, adım L ile başlıyor!' oldu.Tam o anda bir Yavru Alageyik çıkageldi; o kocaman uysal gözleriyle Alice'e bakıyordu; ama hiç de korkmuşa benzemiyordu.'Buraya gel! Buraya gel!' dedi Alice, elini uzatıp onu okşamaya çalışarak; fakat Yavru Alageyik irkilerek biraz geri çekildi ve tekrardan Alice'i seyretmeye başladı.'Adın ne?' dedi Yavru Alageyik sonunda. Öyle yumuşak, tatlı bir ses tonu vardı ki!'Keşke bilebilseydim!' diye aklından geçirdi zavallı Alice. 'Şimdilik hiçbir şey,' dedi hüzünle.'Bir daha düşün,' dedi Yavru Alageyik, 'böle olmaz.'Alice düşündü, ama aklına hiçbir şey gelmiyordu. 'Lütfen söyler misin, senin adın ne?' dedi Alice çekine çekine. 'Belki bu birazcık bana yardımcı olabilir.'Birazcık ileriye gelirsen söyleyeceğim,'dedi Yavru Alageyik. 'Burada anımsayamıyorum.' Bunun üzerine Alice, kollarını Yavru Alageyik'in yumuşacık boynuna sevgiyle doladı ve koru boyunca başladılar birlikte yürümeye; sonunda başka bir açık alana vardılar; Yavru Alageyik burada aniden havaya zıplayarak, kendini Alice'in kollarından kurtardı. 'Ben bir Yavru Alageyik'im!' diye haykırdı sevinç içinde. 'Aman Tanrım, sen bir insan yavrususun!' Yavru'nun o güzelim kahverengi gözlerine birden bir korku çöktü ve anında dörtnala koşup oradan uzaklaştı.

Lewis Carrol

Bu,' diye düşündü Alice, 'hiçbir şeyin adının olmadığı koru olmalı. Oraya gidersem, acaba benim adıma ne olacak. Adsız kalmak hiç de hoşuma gitmez...çünkü o zaman bana başka bir isim vermek zorunda kalacaklar, bu da hiç kuşku yok ki çirkin bir ad olacak. Ama o zaman da eski adımı alan yaratığı bulmaya çalışırken ne eğlenirim doğrusu! Bu, insanların köpeklerini kaybettiklerinde verdikleri ilanlar gibi bir şey...Fırla* diye adıyla çağırdığınız anda hemen tepki verir, pirinçten tasması var...Biri karşılık verinceye değin karşınıza çıkan her şeye *Alice diye seslendiğinizi bir hayal edin! Ama akılları varsa buna karşılık vermezler!'Böyle dolaşıp durduğu sırada birde baktı ki koruya varmış; pek serin ve gölgeli bir yerdi burası. 'Neyse, yine de bu da bir teselli,' dedi Alice ağaçların altına girdiği anda, 'bu kadar sıcaktan bunaldıktan sonra, bu şeyin, şeyin altına girmek...neyin?' diye devam etti, o sözcüğün bir türlü aklına gelmemesinin verdiği şaşkınlıkla . 'Yani demek istiyorum ki, bu şeyin altına...şunun altına, hani işte şu!' dedi elini ağacın gövdesine değdirerek. 'Acaba bu kendine ne ad takmıştır? Hiçbir adı olmadığından eminim...Yok canım, kesinlikle yoktur!'Düşüncelere dalarak bir dakika öylece sessiz kaldı; sonra birden yeniden başladı. 'İşte şimdi gerçekten başıma geldi! Şimdi kimim ben? Elimden gelse hatırlayacağım! Kararlıyım, anımsayacağım!' Ne ki, kararlı olmasının ona çok da bir faydası olmamıştı, büyük bir şaşkınlıktan sonra tek söyleyebildiği, 'L, biliyorum, adım L ile başlıyor!' oldu.Tam o anda bir Yavru Alageyik çıkageldi; o kocaman uysal gözleriyle Alice'e bakıyordu; ama hiç de korkmuşa benzemiyordu.'Buraya gel! Buraya gel!' dedi Alice, elini uzatıp onu okşamaya çalışarak; fakat Yavru Alageyik irkilerek biraz geri çekildi ve tekrardan Alice'i seyretmeye başladı.'Adın ne?' dedi Yavru Alageyik sonunda. Öyle yumuşak, tatlı bir ses tonu vardı ki!'Keşke bilebilseydim!' diye aklından geçirdi zavallı Alice. 'Şimdilik hiçbir şey,' dedi hüzünle.'Bir daha düşün,' dedi Yavru Alageyik, 'böle olmaz.'Alice düşündü, ama aklına hiçbir şey gelmiyordu. 'Lütfen söyler misin, senin adın ne?' dedi Alice çekine çekine. 'Belki bu birazcık bana yardımcı olabilir.'Birazcık ileriye gelirsen söyleyeceğim,'dedi Yavru Alageyik. 'Burada anımsayamıyorum.' Bunun üzerine Alice, kollarını Yavru Alageyik'in yumuşacık boynuna sevgiyle doladı ve koru boyunca başladılar birlikte yürümeye; sonunda başka bir açık alana vardılar; Yavru Alageyik burada aniden havaya zıplayarak, kendini Alice'in kollarından kurtardı. 'Ben bir Yavru Alageyik'im!' diye haykırdı sevinç içinde. 'Aman Tanrım, sen bir insan yavrususun!' Yavru'nun o güzelim kahverengi gözlerine birden bir korku çöktü ve anında dörtnala koşup oradan uzaklaştı.

Tags: yavru geyik

Related Quotes

About Lewis Carrol

Charles Lutwidge Dodgson (; 27 January 1832 – 14 January 1898), better known by his pen name Lewis Carroll, was an English author, poet and mathematician. His most notable works are Alice's Adventures in Wonderland (1865) and its sequel Through the Looking-Glass (1871). He was noted for his facility with word play, logic, and fantasy. His poems Jabberwocky (1871) and The Hunting of the Snark (1876) are classified in the genre of literary nonsense.
Carroll came from a family of high-church Anglicans, and developed a long relationship with Christ Church, Oxford, where he lived for most of his life as a scholar and teacher. Alice Liddell, the daughter of Christ Church's dean Henry Liddell, is widely identified as the original inspiration for Alice in Wonderland, though Carroll always denied this.
An avid puzzler, Carroll created the word ladder puzzle (which he then called "Doublets"), which he published in his weekly column for Vanity Fair magazine between 1879 and 1881. In 1982 a memorial stone to Carroll was unveiled at Poets' Corner in Westminster Abbey. There are societies in many parts of the world dedicated to the enjoyment and promotion of his works.